Gençler Arasında Gizli Bir Salgın: Mükemmeliyetçilik

Mükemmeliyetçilik gençler arasında gizli bir salgın haline geldi*

Thomas Curran, Yardımcı Doçent, Bath Üniversitesi
Andrew Hill, Doçent, York St John Üniversitesi

Akademisyen olmamız nedeniyle, gençler neredeyse her gün kapımızı çalarlar. Tipik şekilde hırslı, parlak ve çalışkandırlar. Geniş bir arkadaş ağları vardır ve çoğu onları destekleyen ailelere sahiptir. Buna rağmen, her ne kadar uyumlu kişiler olarak görünseler de, öğrencilerimizin akademik sorunları konusunda olduğu kadar, artan bir şekilde zihinsel sağlık sorunları konusunda da desteğimizi beklediklerini saptıyoruz.

Bu trendi gözleyen yalnızca biz değiliz. Öğrenci zihinsel rahatsızlıkları Birleşik Krallık kampüslerinde rekor seviyede. Küresel çapta da gençler, daha önce görülmemiş düzeyde, hastanelere depresyon, anksiyete (kaygı) ve intihar düşünceleriyle başvuruyorlar.

Bu durumun olası nedenlerinden biri şudur ki, ABD, Kanada ve Birleşik Krallık’ta bugünün gençleri, Ronald Reagan, Brian Mulnorey ve Margaret Tahtcher gibi 20. yüzyıl sonu liderleri tarafından savunulan neoliberalizm ilkelerine dayalı bir toplumda yetişen ilk kuşaktır. Son 50 yıl boyunca toplumcu ilgi ve yurttaşlık sorumluluğu yavaş yavaş aşındırılmış ve yerlerine sözüm ona özgür ve açık bir piyasa mekanizmasında rekabet ve çıkarcılık oturtulmuştur.

Bu yeni piyasa temelli toplumda gençler birçok yeni yöntemle değerlendirilmektedir. Sosyal medya, okul ve üniversite testleri ile iş performans değerlendirmelerinin anlamı gençlerin yaşıtları, öğretmenleri ve patronları tarafından elenebileceği, sınıflandırılabileceği ve sıralanabileceğidir. Piyasa temelli toplumun mantığına göre sıralamada altta olan genç az arzulanan gençtir ki, onların seviyelerinin düşüklüğü bazı kişisel zayıflık ve kusurları yansıtmaktadır.

O halde gençlerin omuzlarında, değerlerini ispatlama ve akranlarını geride bırakma konusunda muazzam bir yük bulunmaktadır. Ve onların bununla başa çıkabilmek için çırpındıklarının kanıtı da var. Şöyle ki, yeni yeni ortaya çıkan bazı ciddi zihinsel rahatsızlık salgınları piyasa temelli toplumun ve gençlerin kendileri ve diğerleri konusundaki düşünme yöntemlerini kökten bir şekilde değiştiren bir kültürün olumsuz yönlerini ortaya koymaktadır.

Mükemmeliyetçiliğin yükselişi

Önde gelen psikologlardan Paul Hewitt ve Gordon Flett, gençlerin önceki kuşaktan farklı davranma yollarından birinin de onların mükemmeliyetçiliğe doğru göstermiş oldukları eğilim olduğunu iddia etmektedir.

Yaygın tanımla mükemmeliyetçilik, şiddetli bir özeleştiricilikle birlikte kusursuzluğa yönelik irrasyonel bir arzudur. Fakat daha derin bir analizde, mükemmeliyetçi birini gayretli ve çalışkan birinden ayıran şey kendi kusurlarını düzeltmeyi yegâne amaç haline getirmiş olmaktır.

Mükemmeliyetçiler, ister skorlar ve ölçümlerle isterse diğer insanların yorumlarıyla olsun, kendilerine mümkün olan en iyi sonucu elde ettiklerinin söylenmesine ihtiyaç duyarlar. Bu ihtiyaçları karşılanmadığında ise psikolojik bir kargaşanın içine düşerler zira onlar hata ve başarısızlığı iç zayıflık ve değersizlikle eş tutarlar.

Kısa süre önce Psychological Bulletin’de 1989’dan bugüne gençler arasında mükemmeliyetçilik düzeyinin arttığını gösteren bir çalışma yayımladık. Bize göre bu, kısmen de olsa, gençlerin piyasa temelli, neoliberal toplumlarda güvende hissetme, diğerleriyle iletişimde olma ve özgüven bulma çabalarının belirtilerinden biri olabilir.

“İrrasyonel mükemmel öz idealleri” performansın, statünün ve imajın bir kişinin yararlılığını ve değerini tanımladığı bir dünyada aranan, hatta zorunlu özellik haline gelmiştir. Örneklerini bulmak için uzağa bakmanıza gerek yok; şirketler ve pazarlamacıları kusurlu tüketiciler için her türlü kozmetik ve somut çözümü sunmaktadır. Diğer yanda Facebook, Instagram ve Snapchat insanların kendi kendilerinin en mükemmel hallerini ve yaşam tarzlarını diğer insanlarla değiş tokuş etmek için platformlar sağlamaktadır.

Bu güvensizlikleri avlayıp kusurları büyüten, gençleri kişisel yetersizliklerine odaklayan bir kültür. Sonuç olarak bazı gençler nasıl davranmaları, nasıl görünmeleri ya da neye sahip olmaları gerektiğine ilişkin kronik düşüncelere dalıyorlar. Esasen yaptıkları ise kendilerini ve yaşamlarını kusursuzlaştırmak için çalkalanıp durmak oluyor.

Kuşku yok ki, mükemmeliyetçiliğin depresyon, anoreksiya nevroza, intihar düşüncesi ve erken ölümle birlikte seyrettiğine ilişkin güçlü kanıtlar var.

Öğrencilerimizin çabalarını gerçekten anlıyoruz. İlk defa olmak üzere gençlerin ebeveynlerine göre maddi açıdan daha az varlıklı olacağı tahmin ediliyor. Ve söz konusu olan sadece onların maddi refahı değil, aynı zamanda zihinsel refahı da bu gizli mükemmeliyetçilik salgını tarafından tehdit ediliyor.

Şimdi sıra okullar ve üniversiteler gibi organizasyonlarla birlikte bu tür organizasyonların çalışma yöntemlerinin şekillenmesine yardımcı olacak, gençlerin refahını koruyucu yönde adımlar atacak politikacılar ve kamu görevlilerinde. Gençlerin zihinsel sağlıkları yararına piyasacı rekabet tarzına direnmek zorundalar. Rekabet yerine merhametin önemini öğretmeliler. Eğer bunu yapmazlarsa, mükemmeliyetçiliğin yükselişi ve ona eşlik eden ciddi zihinsel rahatsızlıklar tüm şiddetiyle devam edecek gibi görünüyor.

Çeviri: Doç. Dr. Cihan Erdönmez – Esra Doğan

Kaynak: *Perfectionism has become a hidden epidemic among young people

 

Blog / Yazar:

Yazar: kaloab